Yusuf Atılgan Sözleri – En Güzel, Anlamlı ve Etkileyici Yusuf Atılgan Özlü Sözleri | Ozlusozler.com

652 Yusuf Atilgan

Yusuf Atılgan Kimdir? Hayatı ve Kısa Biyografisi

Yusuf Atılgan, Türk roman ve öykü yazarı.Yusuf Atılgan, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının vemodernistromanın en önemli ve en özgün yazarlarından biridir. Az sayıda eser vermiş olmasına rağmen, özellikle iki romanıyla Türk edebiyatında derin bir iz bırakmıştır:Aylak AdamveAnayurt Oteli. Eserlerinde, modern kentli bireyin topluma ve kendineyabancılaşmasını, iletişimsizliğini, varoluşsal sancılarını ve içsel arayışlarını, psikolojik derinliği ve yenilikçi anlatım teknikleriyle işlemiştir. Geleneksel roman kalıplarını yıkarak, karakterlerinin bilinç akışlarına, iç konuşmalarına ve psikolojik durumlarına odaklanmıştır.Sait Faik Abasıyanıkile birlikte, 1950 Kuşağı olarak bilinen modernist yazarların en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Hayatı boyunca edebiyat çevrelerinden ve popülerlikten uzak, sakin bir yaşam sürmüş, ancak eserleriyle “kült yazar” statüsüne ulaşmıştır.Yusuf Atılgan’ın Erken Yaşamı ve EğitimiYusuf Atılgan, 27 Haziran 1921’de Manisa’da dünyaya geldi. Babası İbrahim Ethem Atılgan, annesi Güzide Hanım’dı. Ailesi, Manisa’nın tanınmış ailelerinden biriydi.Eğitimi ve Askerlik Yıllarıİlk ve orta öğrenimini Manisa’da tamamladıktan sonra, Balıkesir Lisesi’ne girdi ve buradan mezun oldu. Lise yıllarında edebiyata, özellikle de şiire ilgi duymaya başladı. Daha sonra, İstanbul’a giderekİstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kaydoldu. Üniversitede,Ahmet Hamdi Tanpınargibi dönemin önemli hocalarından ders aldı.Üniversiteden mezun olduktan sonra, bir süre Maltepe Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Ancak, 1946 yılında, siyasi bir gerekçeyle (Türkiye Komünist Partisi’ne üye olduğu iddiasıyla) hakkında soruşturma açıldı, altı ay hapis yattı ve çok sevdiği öğretmenlik mesleğinden uzaklaştırıldı. Bu olay, onun devletle ve otoriteyle olan ilişkisini derinden etkiledi.

Yusuf Atılgan Sözleri

Hep böyleydi. Bir şey en gerektiği anda olmazdı.
Günlerin adı, sürelerince yaşanılan olayların değerine göre değişebilir.
Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi ayrı dili konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?
Herkes onun gibi değil miydi? En az umutlanmaları gerektiği zamanlar en çok umarlardı.
Bir yazarın dediği gibi: Kadınsız hikaye tuzsuz aşa benzer.
Yaman adamdı bu dilenci. İnsanların işten dönerken ucuza huzur satın aldıklarını biliyordu.
Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi.
Başkaları bizi, baca dumanı gibi, dışarıya bıraktığımız belirtilere göre tanırlar.
İnsanlar haksızken daha çok bağırır.
Alışmaktan korkuyordu. Böyle giderse bu masa sevgilerinin kutsal yeri olacaktı. Bir yerleri olması kötüydü. Sonra insan kendisinin değil, o yerin isteğine uygun yaşamaya başlardı.
Ne yamansınız dökme kalıplarınızla; bir şeyi onlara uydurmadan rahat edemezsiniz.
İnsanları yalan söylediklerinde dinlemeyi severim. Çünkü olmak istedikleri ama olamadıkları insanları anlatırlar.
İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu, dayanamıyordu.
Yatsam, hiç kalkmasam! Kalkıp düşmanlıklarla dolu bir güne başlamakta ne var.
Korktuğumuz için severiz, korktuğumuz için yaşarız.

Yusuf Atılgan en güzel, anlamlı ve etkileyici sözlerini ozlusozler.com’da okudunuz. Beğendiyseniz paylaşmayı ve yorum yapmayı unutmayın.