Yılmaz Odabaşı Kimdir? Hayatı ve Kısa Biyografisi
Yılmaz Odabaşı (d. 15 Ağustos 1962, Diyarbakır), Kürt gazeteci, şair ve yazar.Yılmaz Odabaşı, ilköğrenimini öğretmen bir ailenin çocuğu olmasından dolayı sırasıyla Diyarbakır, Ankara, Kayseri ve Gaziantep illerinde, orta ve lise öğrenimini ise Diyarbakır’da Diyarbakır Lisesi’nde tamamladı. Ortaokuldan sonra gittiği Bursa ilinde 1975-1976 yıllarında Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ile tanıştı. Bursa’da siyasal eylemlere karıştı. 1977 yılında Lise eğitimine devam etmek için Diyarbakır iline döndü. Burada Devrimci Halk Kültür Derneği isimli hareket için çalışmaya başladı. Yine bu yıllarda evini terk etti ve öğrenci evlerinde kalmaya başladı. 1979 yılında ise İzmir Hukuk Fakültesi’nde eğitimine devam etti. 12 Eylül Darbesi esnasında tutuklandı ve 198O yılı Eylül ayında Diyarbakır Askeri Cezaevi’ne gönderildi. 1981 yılının Ekim ayında Diyarbakır Askeri Cezaevi’nden tahliye edildi. sozkimin.com Ancak yargılaması devam ediyordu.Askerlik hizmetinden sonra 1983’te Adapazarı ilinde ilaç mümessili olarak bir süre çalıştı. Bu süre içerisinde Yazko Somut gazetesinde ve Nitelik, Yamaç, Yarın, Dönem, Oluşum gibi dergilerde yazılar yazdı. 1984 yılında ise, çalıştığı şirketin iflas etmesi nedeniyle tekrar Bursa iline döndü ve burada da çeşitli işler yaptı. İlk şiir kitabı toplatıldı. Bu esnada kısa süreli tutuklandı. Salıverilmesinin ardından Gökyüzü, Yeni Olgu, Dönem, Ortaklaşa, Oluşum, Yarın dergilerinde yazıları yayımlandı. 1985 yılında ise tekrar Diyarbakır iline dönen Odabaşı İnsan Hakları Derneği’nin Diyarbakır il şubesini kuruluş çalışmalarına katıldı. İlk şiir kitabını burada tekrar yazan şair, kitabı yayınlattı.Odabaşı, 1986’da Diyarbakır’da Kültür Kitabevi isimli kitabevini açtı ve gazeteciliğe devam etti. Aynı yıl yazıları ile şiirlerini Broy, Öğretmen Dünyası, Oluşum, Günümüzde Kitaplar, Sanat Rehberi, Temmuz ve Cumhuriyet dergilerinde yayımladı. 1987 yılında Ortadoğu Haber Ajansı haber müdürü olarak, 1990 yılında Diyarbakır SHP Belediyesi’nde bir süre kültür müdürü olarak çalıştı ve bu süre içerisinde pek çok kitap yazdı. Aynı yıl Tayad Hikaye Ödülü’nü kazandı. 1991 yılında ise Cahit Sıtkı Tarancı Şiir Ödülü ve Tayad Şiir Yarışması ikincilik ödülünü kazandı. 1992 yılında 2000’e Doğru Dergisi’nin Diyarbakır büro şefliğini ve Turkish Daily News gazetesinin güneydoğu temsilciliğini yaptı. Adana Altın Koza Film Öyküsü Ödülü’nü, Petrol-İş Sendikası Şiir Yarışması 2.’lik ödülünü ve Cahit Sıtkı Tarancı şiir ödülünü kazandı. 1992’de bir süre Özgür Gündem Gazetesinde yazılar yazdı. 1993 yılında Aydınlık gazetesinin Diyarbakır temsilciliği ve köşe yazarlığını yapmaya başladı. 1994 yılında Yargıtay tarafından on aylık hapis cezasının infazını Ankara Ulucanlar Cezaevi ve daha sonra aktarıldığı Ankara Haymana Kapalı Cezaevi’nde tamamladı. 1994’te Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin “Yılın Gazetecisi” ödülünü, 1995’te Sabri “Altınel Şiir Ödülü”‘nü kazandı. 1998 yılına kadar çeşitli dergi ve gazetelerde yazdı, kitaplar yayımladı. 1998 yılında bir yazısı nedeniyle , 2000 yılında bir kitabı nedeniyle 1.5 yıl ay hapis cezasına çarptırıldı ve 1999 yılında mahkumiyeti nedeniyle Bursa E Tipi Cezaevi’nde, 2000 yılında Tekirdağ Saray Kapalı Cezaevi’nde hapis kaldı. Cezaevi’nden çıkınca Orhan Murat Arıburnu Şiir Özel Ödülü’nü ve İsveç PEN Onur Üyeliği ile Human right Watch (New York) “Baskıya Karşı Cesaret Ödülü”‘nü kazandı. 2000 yılında Ey Hayat adlı şiir kitabı yayınlandı. Ey Hayat, sanatçı Onur Akın’ın albümüne de ad verdi. Bir süre Ahmet Kaya ile çalışan Odabaşı’nın kırk kadar şiiri: Onur Akın, Edip Akbayram, Grup Yorum, İlkay Akkaya, Ferhat Tunç, Sevcan Orhan, Suavi, Hayko Cepkin gibi sanatçılar tarafından yorumlandı.
Yılmaz Odabaşı Sözleri
Boşuna çırpınma gökyüzü, yurdum kadar ağlayamazsın.
Oysa ölünecek bir şey yokmuş, gidince sen, yaşanacak bir şey olmadığı kadar.
Biz şimdi ölsek; en fazla kahvede çaylar soğur.
Yas tutan şu dünyanın kalabalığındaGelenler gittiler, gölgemle kaldım.Çek git yolumdan kalbim artık, uslandım!Ama kuşlarım…Kuşlarım vuruldu, çoktan kimsesiz kaldım.
Bir gün yıkılacak sultası zulmün. Yıkılacak bu yangınlar barikatı, dilsiz figanlar. O zaman ölülerle birlikte geceyi toplar gibi dolaşacaktır rüzgar.
Herkes kırılamaz, ipince bir dal olmak gerekir kırılmak için, ama dünya kütüklerin.
Ya kederiydik kendimizin, ya bir halkın kaderi; ya şakağı ya şafağı bir halkın namlular çarmıhında!
Yaşam yanıltmanın, insanlar yanılmanın ustası oldukça yine yeni düşler deniyor ve deneniyorlar.
Bazen anılara en çok yakışan elbise, birkaç damla gözyaşıdır, unutma.
İyi ki bu düştesin, her sabah ısıyan güneştesin, iyi ki yoksulüz bulutlar gibi, soğuyan dünyada sımsıcak fırınlar gibi..
Demiştim, gidip geniş bir bulut alalım. Çünkü yarın, gökyüzü üzerimde hep dikdörtgen kalacak. Yarın kalbimin ormanına küller yağacak.
Ben seni hep ayrılıkla anmışım titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını. Hep adını yazmışım.
Evlerin çatıları, kapıları ve perdeleri, sevinçleri, coşkuları olduğu kadar acıları ve yoksullukları da örtüyor. o örtülü kapıların, perdelerin ardında herkes kendi cennetini ya da kıyametini yaşıyor.
Boşuna çırpınma gökyüzü: yurdum kadar ağlayamazsın.
Böyle geçip giderken uzun zamanlar, kimleri unuttuk kimler kalanlar?
Yılmaz Odabaşı en güzel, anlamlı ve etkileyici sözlerini ozlusozler.com’da okudunuz. Beğendiyseniz paylaşmayı ve yorum yapmayı unutmayın.

















YORUMLAR