Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin 1937 yılında yayımlanan ilk romanıdır. Eşkıya baskınında ailesini kaybeden ve Aydın’ın Nazilli kazasından alınıp bir kaymakamın evine evlatlık verilen Yusuf’un hikâyesini anlatan roman, yalnızlık, yabancılık, sevgi ve hayata tutunma çabası üzerine Türk edebiyatının en güçlü sayfalarını barındırır. Kuyucaklı Yusuf’un en güzel ve anlamlı sözlerini sizin için derledik.
"1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın’ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler. (…) Fakat odaya girenleri dehşet içinde bırakan ne bu bir miktar kan, ne de yorganın altında görünmeden kabaran bu iki vücuttu; onlar sedirin köşesinde diz çöküp oturan ve kendilerine sabit gözlerle bakan küçük bir çocuk görmüşlerdi."
"Sen kimsin oğlum?" / "Ben Yusuf’um!" / "Kim Yusuf?" / "Etem Ağa’nın oğlu Yusuf!.."
"Hayat birbirinden ayırdıklarını, kısa bir müddet için tekrar yaklaştırır gibi olsa bile, uzun zaman yan yana bırakmıyor. Geçen günleri bir daha geri getirmek mümkün değil ve sadece hatıralar iki insanı birbirine bağlayacak kadar kuvvetli değil."
"Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamıştı… Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu."
"Muazzez’in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti."
"Böyle zamanlarda tarif edilmez bir hasret onları birbirine çekerdi. … Konuşmaya ne lüzum vardı? Bütün güzel laflardan ve hoş insanlardan sıkılan bu mahlukları, birbirlerinin sessiz mevcudiyeti, yorgunluk verecek kadar doyuruyordu."
"Dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak, muhite uymak, hiç sivrilmemektir."
"Saadet hayatı olduğu gibi kabul etmektir… Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli… İnsan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için, gönlünün rahat olmasını istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma…"
"Bir müddet daha düşününce dünyada da hiçbir yere bağlı olmadığını hissetti ve içten içe bu kadar yabancı olduğu bu hayatta kendisini birçok kayıtların kuşatmasına müthiş içerledi."
"Hayır, o hiçbir şeyi kendisi değiştiremeyecekti. Her geçen gün onu bu balçık yolda biraz daha ileri, biraz daha derinlere götürüyordu. Arkasına bıraktığı sahilin gitgide erişilmez olduğunu fark ediyordu."
"Belki ona bu kadar sükûnet veren, henüz her şeyin kaybolmadığına, henüz birçok şeylerin kurtarılabileceğine olan inanışı idi."
Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin ilk romanı olmasına rağmen Türk edebiyatının en olgun eserlerinden biri kabul edilir. Yusuf’un iç dünyasındaki yalnızlık, kendini hiçbir yere ait hissedemeyiş ve sevdiğini kaybetme korkusu, bugün de okuru derinden etkiler. Romanın sade dili ve Anadolu insanını olduğu gibi anlatan anlatımı, onu yıllar geçse de güncel kılar.
Siz de en sevdiğiniz Kuyucaklı Yusuf alıntılarını yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Kaynak: tr.wikiquote.org














YORUMLAR