John B. Watson Kimdir? Hayatı ve Kısa Biyografisi
John Broadus Watson, Amerikalı psikolog.John Broadus Watson, 20. yüzyılın en etkili ve önemli psikologlarından biri ve Davranışçılık (Behaviorism) akımının kurucusudur. Psikolojinin bilimsel bir disiplin olarak incelenmesi gerektiğini savunan Watson, bilincin ve içsel süreçlerin değil, sadece gözlemlenebilir davranışların incelenmesi gerektiğini savunmuştur. “Davranışçılık Bildirgesi” olarak da bilinen “Psychology as the Behaviorist Views It” adlı 1913 tarihli makalesiyle Davranışçılık akımını başlatmış ve psikoloji tarihinde yeni bir çığır açmıştır. Öğrenme, koşullanma, çocuk gelişimi ve reklamcılık gibi alanlarda önemli çalışmalar yapmıştır.John B. Watson’ın Psikolojiye EtkileriJohn B. Watson’ın çalışmaları, 20. yüzyıl ve sonrasında psikoloji bilimini derinden etkilemiştir:Davranışçılığın Kurucusu Olması:John B. Watson, Davranışçılık akımını kurarak, psikolojinin odak noktasını bilinçten davranışa kaydırmış ve psikolojinin bilimselleşmesine önemli katkıda bulunmuştur. Davranışçılık, 20. yüzyılın ilk yarısında psikolojiye damgasını vurmuş ve psikolojinin ana akımlarından biri haline gelmiştir.Psikolojide Nesnelciliğin ve Deneyciliğin Vurgulanması:Watson, psikolojinin sadece gözlemlenebilir ve ölçülebilir davranışları incelemesi gerektiğini savunarak, nesnelciliği ve deneyciliği psikolojiye yerleştirmiştir. İçe bakış (introspection) gibi öznel yöntemleri reddederek, laboratuvar deneylerine dayalı bilimsel bir psikoloji anlayışını geliştirmiştir.Öğrenme ve Koşullanma Çalışmalarının Önemi:Watson’ın öğrenme ve koşullanma üzerine yaptığı çalışmalar, psikolojide öğrenme teorilerinin gelişimine öncülük etmiştir. Klasik koşullanma prensiplerini insan davranışlarına uygulamış ve duygusal tepkilerin koşullanma yoluyla öğrenilebileceğini göstermiştir. “Küçük Albert Deneyi” olarak bilinen ünlü deneyi, koşullanmanın duygusal öğrenmedeki rolünü dramatik bir şekilde ortaya koymuştur.
John B. Watson Sözleri
Bu dogma (ruh), en eski çağlardan beri insan psikolojisinde mevcuttur. Kimse ruha dokunmadı, veya bir test tüpünde görmedi, veya günlük deneyiminin diğer nesneleriyle olduğu gibi onunla herhangi bir şekilde ilişki kurmadı.
Davranışçı, psikologların şimdiye kadar düşünce dediği şeyin kısaca kendimizle konuşmaktan başka bir şey olmadığı görüşünü ileri sürer.
İyi bir kolejin ilk amacı kitap öğretmek değil, hayatın anlamını ve amacını öğretmektir. Sıkı çalışma ve kitap öğrenme, bu amaca ulaşmanın sadece bir aracıdır. Güç, cesaret ve kararlılık geliştiririz ve Gerçeği, Bilgeliği ve Adaleti elde etmek için yola çıkarız. Buna ulaşamazsak, okul masrafı boşa gider.
Davranışçının görüşüne göre psikoloji, kimya ve fizik bilimleri kadar iç gözleme ihtiyaç duymayan, tamamen nesnel, deneysel bir doğa bilimi dalıdır… Burada, insan davranışının ve hayvan davranışının aynı düzlemde ele alınması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Bizim için içgüdü yok… psikolojide bu terime artık ihtiyacımız yok. Bugün ‘içgüdü’ olarak adlandırma alışkanlığında olduğumuz her şey, büyük ölçüde eğitim sonucudur insanın öğrenilmiş davranışına aittir.
Davranışçı, biliminin test tüpünde bilinci bulamaz.
İnsanlar doğuştan değil, inşa edilir… Bana bebeği verin, onu tırmandırıp taş veya ahşap binalar inşa ederken ellerini kullanmasını sağlayacağım… Onu bir hırsız, bir silahlı adam veya bir uyuşturucu bağımlısı yapacağım. Herhangi bir yönde şekillendirme olasılıkları neredeyse sonsuzdur.
John B. Watson en güzel, anlamlı ve etkileyici sözlerini ozlusozler.com’da okudunuz. Beğendiyseniz paylaşmayı ve yorum yapmayı unutmayın.

















YORUMLAR